Memleket Gülüm

Memleket Gülüm
Cincopa video hosting solution for your website. Another great product from Cincopa Send Files.

Memleket Gülüm!

 

Sebahattin Çelebi

Senin saçların Yıldızlar Ülkesi’nden almıştı rengini… Aydede sana masallar anlatırdı, pencerenin kenarında… Tenin, Anadolu’dan almıştı aydınlığını bebeğim… Bunları bil… Sen; benim memleketimin evladısın…

Bir yanın hüzne mahkum, bir yanın yarım da olsa gülecek bebeğim… Ağlamayı, ağlama tadında.. ve gülmeyi gülme tadında hiçbir vakit yaşayamayacaksın. Yaşadığın her anın, bir tarafı hep eksik kalacak bebeğim. Belki hiçbir zaman koşamayacaksın ipi kopmuş bir uçurtmanın arkasından… Bir pencere önünden seyredeceksin, özgürlüğünü yaşayan herşeyi… Belki senin gökyüzünde uçmayı düşleyen hayallerin hiç olmayacak… Akranların koştururken, sen dolu gözlerle seyredeceksin. Belki zaman zaman isyan da edeceksin… Senin bebeklerin olacak.. dünyan çok küçük olacak bebeğim…

Şakaklarında sancılar var memleketimin bebeğim…

Şafaklarında umutlar filizlenir ülkemizin… Uçsuz bucaksız bir rahmetin ümidi içinde hastane odalarında başını beklerken, memleketimin bereketli buğday tarlalarının kokusunu keşke getirebilseydim sana…

Dedemin Cumhuriyet hatırası şapkasını.. benim yaşadığım çocukluğun güzel yüzünü; damında, tarhana kuruttuğumuz köy evimizin kırık penceresinden, dedemin ekin ektiği tarlaları gösterebilseydim… Bağ yolunda, fasülye bahçeleri içinden geçen o soğuk pınarın suyundan bir avuç olsun yüzüne serpebilseydim…

Sana köy mezarlığında yatan atalarının kabirlerini gösterip; Türkmen illerinden Anadolu’ya nasıl geldiğimizi, dedemden dinlediğim gibi anlatabilseydim…

Sana çocukluğumun silinmez iz bırakan kahramanlarını; “Kadıoğlu”nu “Abdışık”ı ve “Allahverdi”yi ve onların bazen güldüğüm, bazen ağladığım hikayelerini anlatabilseydim…

Sana Domuz Çukuru’nda pusuya düşürülen aşıkların hikayesini daha anlatmamıştım oysa. Yoksul aşıkların kanlarının arıklardan aktığını bilseydin, ülkemin sevdalarının, ne denli büyük olduğunu sen de anlardın bebeğim…

Gözpınarların suyunu Kızılırmak’tan alır bebeğim, sen bilmezsin! Ve döktüğün yaşlar, Fırat’a akar, bütün acılarını önüne katıp. Memleketin, ruhunu nakış nakış işlemiştir; Galu Bela’dan beri, Anadolu evladısın bebeğim…

Şakaklarında sancılar var memleketimin bebeğim…

Kaldır o hüzünlü başını ve uzat ellerini ülkemizin başı dumanlı dağlarına… Bağlarına, bahçelerine yaz gelmiş memleketimin, buğdaylar bereket türküsü söylüyor bebeğim…

Lastik ayakkabı giymiş çocuklar, ellerinde sopalarla koyun güdüyorlar bak… Okulsuz köyleri, anasız, babasız büyüyen yetimleri düşün bebeğim…

Şakaklarında sancılar var memleketimin bebeğim…

Sana türkülerini öğretecektim memleketinin… Her biri yürekte bestelenmiştir… Hayatlar, acılar serpilmiştir güftelerin hüzünlü yüzüne… Sakın unutma…

Sana Fuzuli’den, Baki’den, Nedim’den Yunus’tan şiirler okuyacaktım oysa… Gılgamış Destanı’nı ilk ben anlatacaktım… Osman Gazi’yi, Fatih’i, Kanuni’yi, Cem Sultan’ı benden dinleyecektin… Yıldırım’a sen de benim gibi ağlayacaktın…

Sana Medine’den çekilişimizi, Malta’da dikenli teller arasında dimdik duran o onurlu Osmanlı Paşası’nın, Fahrettin Paşa olduğunu anlatacaktım… Paşamızın, acısına dayanamadığım için kaldırdığım, çerçevelenmiş resimlerini.. sana kaybettigimiz toprakları gösterecektim bebeğim… Ecdadının ne denli yiğit olduğunu daha duymamıştın…

Şakaklarında sancılar var memleketimin bebeğim…

Ninelerimizden dinleyerek büyüdüğümüz, vatan evlatlarına yazılmış ağıtları.. Sarıkamış’ta donarak ölen askerlerimizin ülkemizi nasıl yangın yerine çevirdiğini.. her eve bir ateş düştüğünü öğrenecektin… Anadolu’da şehitsiz ev olmadığını söyleyecektim sana bebeğim…

Bebeğim!

Memleket gülüm!

Bu yazıyı dilerim yıllar sonra bile okumazsın… Okursan, acizliğimi, çaresizliğimi anlayacaksın… Ve acın karşısında “baban” olmanın ne kadar zor olduğunu; biliyorum, hiçbir zaman anlayamayacaksın…

Dünyanın bir yüzü hep karanlıktır bebeğim… Bir yanında bahar çiçekleri, diğer yanında çöller… Bir yüzü muştularla dolu, bir yüzünde yaslar…

Günler geceden kalmadır bebeğim… Gece nasılsa, gün de öyledir… Hayat da böyledir…

Aslında hayatın.. ve artık benim de hayatımın, bir yanı felçli bebeğim…

Share
Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.